Perşembe, Kasım 19, 2009

Hoşgeldin...Yine Yeniden


Bu fotoğrafımız dosyaların birinde kalmış bende unutulmuşluğun acısına ona hakettiği değeri vermek istedim.:)) Hoşgeldin kızım yine yeniden...

Gölgelerin Gücü Adına!!!!!


Bu aralar iyice boşladım siteyi ama öyle böyle değil bu yoğunluk ve yorgunluk. Fotoğraf çekimleri kataloglar, kurumsal kimlik oluşturma birde çalışanlarla geçen problemli günlerin ardından ancak fırsat bulabiliyorum yazmaya. Çok şey oldu aslında ama bir ara verince insan anlatmaya nereden başlayacağına birtürlü karar veremiyor. Bende öyleyim işte... Yorgunum kendimi yaşlanmış ve çirkinleşmiş hissediyorum. Niye böyle bilmiyorum ama saçımı yapmak makyajımla güne başlamak nasıl zor geliyor artık. Bakımsız saçlarla dışarıya çıkmayan ben, her giydiğini bir gece önceden karar veren ben bir zamanlarda kaldı. Şimdi son 15 dk içerisinde duş alıp alelacele bir makyaj ve nemli saçlarla üstüme ne bulursam öyle gidiyorum işe. Bir dur demek lazım aslında!!! Şöyle topuklu ayakkabılarımı raflardan alıp ayaklara geçirmek şık şık giyinmek lazım saçlar uzadı biraz kestirip modernleştirmek lazım.....lazım hem de çok lazım... Ama hiç enerjim yok, tüm enerjim şuanda iş eş ve eylüle gidiyor. Gölgelerin gücü adına, güç bende artıkkkkkkkkkkk diyorum ama bir değişiklik yok! Keşke herşey çizgifilmlerdeki kadar kolay olsa ne güzel olurdu değil mi?

Çarşamba, Kasım 04, 2009

dütttt dütttttttttt!


Düt düüüüüüttt! Ya da vak vak mı demeliydim. Tüm hafta sonu kulaklarda aynı müzik... Bizim kız pek sevdi bu yürüteci, ama ilerleyemiyor sadece geri viteste. heheeee

Kırmızı Başlıklı Kız




Kuzucuğum, canım kızım... Nasıl özlüyorum seni, eve koşa koşa geliyorum iş çıkışı. Eski çalışma günlerim geliyor aklıma işim nezaman biterse ozaman çıkardım yetmezdi evede yüklenirdim dergileri, deşifre olması gereken röportajları saat umrumda olmadan çalışırdım. Şimdi en önemli işim sensin. Kapıdan giriyorum "anneciğim " diyorum başlıyorsun gülücükler atmaya oynuyoruz emişiyoruz sonra sen hemen uyuya kalıyosun, doyamıyorum sana, sen uyurken usul usul öpüp kokluyorum seni ama uyurken rahatsız edilmekten hiç hoşlanmıyorsun:)) En güzeli ne biliyormusu kızım uyandığında benim gibi suratsız değilsin, hemen gülüyorsun, bu yönün babana çekmiş, o da sabah sabah o kadar uykusu olmasına rağmen nasıl bir enerji dolu oluyor nasıl o kadar kötü espiriler yapıyor anlamıyorum. Sen sadece gül tamam mı kızım espiri işi babanın olsun:))
Sana bu gece ilk masalını anlattım,bizim masalımızı, ama senin bu kırmızı başlıklı halini görünce büyükannesiyle yaşayan kırmızı başlıklı kız masalı geldi aklıma birden ama onu sana anlatmam için henüz zaman var. Gerçi sen de bu halinle babannenle masal gibi oldun zaten:) Süper babanne ve Eylül'ün maceraları bu ikiliden yeni versiyon bir kırmızı başlıklı kız masalı kesin çıkar:))Çıkar da o masalı anlatacak güç varmı sen de dersen yok derim anneciğim, ben ancak bizim masala yetişebiliyorum...
Şimdi biraz uyuklama zamanı ee bana kim masal anlatacak:((

Çarşamba, Ekim 28, 2009

5 Aylığa 5 hamlede hareket

Önce kararlı bir bakış

ardından hedef belirleme


hedefe yönelme

hedefi yakalamaya çalışma


hedefin olmadığını anlama, sıkılma ve uyuklama:))
Dün bütün aile 5 aylık olduk. ben 5 aylık anne, gürki 5 aylık baba...
5 aylık dedeler, 5 aylık anneanne ve babaanne, 5 aylık teyze.... bu liste daha uzar gider.... geçen sene bu zamanlar hamileliğimi yeni öğrenmenin şaşkınlığını yaşıyordum. Hamile olduğumun farkında olmadan aşeriyordum akşam saat 8 oldu mu uykuya dalıyordum. Şüphelenmeye başladığımda gürkiden bana hamilelik testi almasını istemiştim. Gerek olmadıını söylesede ısrarlarıma dayanamayıp sonunda aldı. 2 dk sonra cevebını alacağınız bir soru için hiç bukadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Teste sordum hamilemiyim o da bana 2 çizgiyle başını salladı evet dedi. iki çizgimi mi pozitifti yoksa tekmi defalarca okudum prospektüsü ...İnsan böyle biranda ne yapar? Önce kendi kendime güldüğümü sonra ağladığımı hatırlıyorum. Banyodan çıkamamıştım birtürlü:))Gürkiye haberi nasıl verecektim ilk ne demeliydim. tepkisi ne olacaktı? Ben ne hissediyordum...
O saniyelerde binlerce düşünceye dalıyorsunuz. Dün gibi aklımda o anlar şimdi ise kızım kucağımda ve 5 aylık.... nice 5 aylara canımın içi...

Pazar, Ekim 25, 2009

Şaşkın Prensesim

Saatlerin geri alınacağını unutmuşum evdek her saat farklı gösterince pazar pazar zaman kavramın şaştı. Eylülün de şaşmış olacakki sabahı 7sinde yani 6sında cin gibi gözlerini açtı. Sabah sabah huzusuzluğu üzerindeydi. Neyseki uykuya daldı. Bende boş durmayayım dedim. Akşam yemeğine mantarlı et sote yapmayı planlıyordum. Şimdiden Etleri kısık ateşte kendine yağıyla kavrulması içine bıraktım. Kahvaltıyı hazırladım. Sonunda kahvemi de alıp pcnin başına geçtim. ben tam da bu satırları yazarken eylül gözlerini açtı. Keyif saatlerimi sabote etmek için akşamdan beri kararlı görünüyor. Haftasonu keyfini ben bu haftalık unutayım. Bizimkisi beni çok özlemiş anlaşılan. Sürekli yanında istiyor. Şikayetçi değilim de yalnız olunca yapmam gereken tonla iş aksıyor sadece. Sürekli göğsümde yatarak uyudu zaten yatağına koyuyorum 5dk sora gözlerini açıyor. sonra kocaman şaşkın bir ifade ve ardından gelen gülücük. Bu fotoğrafı 3 aylıkken çekmiştik. Şimdi oldu 5!!! Ne çabuk geçiyor zaman. Benim şaşkın prensesim beni bu şaşkın hallerin çok güldürüyor. :)))

Çarşamba, Ekim 21, 2009

Goodmorning! Music Go Music...


Suların olmaması ne kötü! Bu sabahta işerim ofiste yarım yamalak kaldı ama neyseki kahveye yetecek kadar suyum vardı. Mis kokulu kahvemi içerken yazıyorum bu postu.
Sabahları ernerjik oluyorum. Kuzucuğum gülüşleriyle başladığımdan olsa gerek. Dün gece yine emme performansı süperdi, uyku hak getire tabii. Ama artık alıştım az uyuyup bol performans göstermeye.

Kaç gündür havalardan dolayı banyo yapmamıştık. Dün banyosunu yaptırdıktan sonra keyfi yerine geldi mışıl mışıl uyudu.

Benim de keyfim yerinde bir sebebi yok! Bugün öyle eskilere gidesim var. Music Go Music grubunu dinleyesim geldi. Ardından Abba, ohhhh ıkeyfime diyecek yok!. İşler beni bekler.:)) Bir 5dk daha beklesinler. Daha kahvem bitmedi.

Pazartesi, Ekim 19, 2009

Ek Gıdaya Geçişimiz Başarılı!


Ne zamandır yazmak istiyordum ek gıdaya nasıl geçtiğimizi. Fırsat bulamamıştım. İşe başlamak içinde 4 ayın bitmesini aslında bu yüzden bekledim. Ek gıdaya çoğu doktor da 4 aydan önce geçilmesini pek tavsiye etmiyor. Tabii emziremeyen anneler daha erken geçmek zorunda kalabilir bu ayrı. Ama emziriyorsanız ek gıdaya erken geçmeyi pek de istemiyorsunuz, tıpkı benim gibi...
Ama çalışmaya başlayacağım ben de mecbur kaldım. Önce epey bir araştırdım. Neyi nasıl yapmam gerektiğini. Neyden ne kadar vermem gerektiğini. Tüm bulduğum kaynaklar, doktorların söylemleri, vs... hepsini karşılaştırdım, en uygunu seçip uygulamaya başladım. Zaten bebeği için yine en uygun olanı anneler karar veriyor bu da ayrı bir konu. İşe başlamadan birkaç hafta önce 3 gün aralıklarla 2 çay kaşığını geçmeyecek şekilde tüm yeni meya pürelerininden denedim. Zaten kavanozlarda 4. aydan itibaren ibaresi yer alıyor. Önce elmayla başladım sonrasında armut, elma+havuç, derken, şimdi karışık sebzeli, patates+bezelye havuç gibi karışımlara geçiş yaptık. 3-4 gün aralıkla yeni tatları denemek çok önemli. Çünkü hem bebeği, yeni tatlara hazırlamak ve yeni gıdayı kabul etmesini beklemek hem de alerjik bir durumun ortaya çıkıp çıkmadığını kontrol edebilmek. Neyseki, Eylül yeni gıdalara aksi bir reaksiyon vermeden kabul etti. Hatta iki kaşıktan fazla vermiyorum diye de isyan etti. Şimdi sistemizi güzel oturttuk. Sabah işe gelmeden önceyani saat 9- 9.30 arası iki göğsümü de boşaltacak şekilde emiyor. Sonrasında babannesi, 1.5 saat sonra ara öğün olarak meyva püresi veriyor. Bu da saat 10.30-11 gibi oluyor. Saat 1' e doğru önce işyerinde sağdığım sütü içiyor. Yine 1.5 saat sonra yani 14.30-15.00 gibi meyva püresini yiyor. Saat 17-1730 gibi milupa aptamil içiyor. Saat 18.30-19.00 gibi ben evde oluyorum. Bu kez emmeye başlıyor. Günde 4 ana öğün iki ara öğünle yeme sistemi güzel bir şekilde oturdu. meyva püresini keza sebzeleri de çok sevdi, 1 günde 1 kavanozu neredeyse bitiriyor, bazen dibinde az bişey kalıyor. ha bu arada meyva pürelerinden dolayı kakası elbette önceki gibi olmayacak. kakasındaki bu değişiklik anneleri korkutmamalı:)))
Bu sistemi oturtabildiğim için o kadar mutluyum ki:)) İşe başlamadan önce kara kara düşünüyordum. ya biberondan içmezse, ya ek gıdayı istemezse diye.. Çünkü Eylül emzik emmiyor hatta iğreniyor diyebilirim. Önceleri biberonu da pek sevmiyordu ama şimdi kabullenmiş olmasına çok seviniyorum. Ama yukarıda da dediğim gibi, anneler çocuklarının ne istediğini en iyi bilen kişiler, yeme konusunda da yine en doğru kararı tabii doktorlarına herzaman danışarak yine onlar verecek. Ama anne sütünden kopmadan ek gıdaya geçebildiğim için kendi adıma çok mutluyum. Daha öğrenecek uygulayacak çok şeyim var biliyorum ama en azından ilk dersleri başarıyla verdim. Önümüzdeki günler yeni denemeler, yeni düzenler, yeni alışkanlıkları heyecanla bekliyor olacağım.

Yağmur Yağıyor Arap Kızı Camdan Bakıyor

Yoğun ve yorucu bir haftasonun ardından bugün işe gelmek ölüm gibi gelmedi doğrusu. Gerçi haftasonu çocuklar ofisi oldukça kötü halde bırakmış. Üstüne süpürge de bozuk olunca uyduruk kaydırık bir temizlik yaptım. Yağmura inat sıcacık çayımı yudumlamak, postumu yazmak tüm yorgunluğumu üzerimden aldı. Arada sırada bir başıma kalmayı özlüyorum tıpkı şuanda olduğu gibi. Böyle zamanlar en kıymetli anlar benim için. Çok bişey yapmama gerek yok öyle dışarıyı seyretsem ufak bir yürüyüş yapsam yeterli.

Haftasonu annemler buradaydı. Gerçi hala buradalar. Dönüş yarın. Nasıl özlemişiz birbirimizi. 1 ay 1 yıl gibi geçmeye başladı artık. Dün geceki havaya inat son kez bahçe keyfi yaptık. Şaraplarımızı mum ışığında yudumladık, üstüne keyifli sohbet de cabası. Çok iyi geldi bu hafta sonu. çokkk...
Gürki bugün de izinli. Akşam üstü kızımla beni almaya gelecekler. Annemler de tabii. Şöyle Kordon'da sıcak çaylarımızı yudumlamak bugünün de iyi geçeceğine işaret ediyor bana. Bir aksilik olmazsa tabii. Hergün böyle geçse, stresten uzak tüm aile birarada. Yalanların, hırsların, hesapların olmadığı bir dünyada gezsek, gülsek, yesek içsek(hiç kilo almadan tabii:) güzel olmazmıydı. Olurdu hem de çok güzel olurdu. Hergece yattığımda Tanrıdan tek dileğim, kızımın hayallerini yaşayabilmesi, şansının ve bahtının güzel olması...Güzel bir dünyada yaşayabilmesi. Ama ne yazık ki, benim çocukluğumda dünya daha temizdi, daha yaşanabilirdi, şimdi herşeyin daha da kötüye gitmesi geleceğe endişeyle bakmama sebep oluyor.
yağmur yağdıkça dünyanın da temzilendiğini düşünürdüm hep çocukken, bugün yine öyle yapacağım endişelerim yok olsun yerine güzel umutlar konsun diye... Yağ yağmur yağki dünyanın kiri pası biraz olsun gitsin:)

Çarşamba, Ekim 14, 2009

Zeytinim


Canım bebeğim, zeytinim... Bazen öyle bir bakıyorsun ki, kelimeler o an bitiyor...
Sana sıkıca sarılıp, doyasıya öpmek istiyorum, ama hiç doyamayacağımı biliyorum.
İş dönüşü sana kavuştuğum saatler günün en güzel saatleri. Birbirimizi özlemişiz. Doya doya öpüyorum kokluyorum seni, sen de doya doya emiyorsun beni ta ki yorgun düşüp uyuyana dek. Dün gece banyonu yaptıktan sonra işte böyle mayıştın, uzun uzun bakıştık ve gülümsedik birbirimize. Sonra sen uyuya kaldın, ben seni seyretmeye devam ettim. Sonra ben uyuya kalmışım, bu kez baban ikimizi izlemişş. Gece 03.00 da uyandık. Bu kez babana böyle baktın kahkahalar attın o kuş ağzınla. Nasıl da sevdiğini özlediğini belli ediyorsun şimdiden. Baban "Kızımız iyice sana benzemeye başladı farkında mısın" dedi. Sevindim uykumun arasında. Saat 04.00 baban uyudu bu kez ikimiz izledik onu. Arada sırada babanın horlamalarından irkilsek de sonunda uykuya daldık. Saat 09.00'a kadar ikimiz de deliksiz uymuşuz. Saat 09.30 senden ayrılış saatim, Günümün en hüzünlü en duygusal saati...
Şu an işteyim saat 16.08... Sana kavuşmama 3 saat kaldı anneciğim...